1 dakikalık okuma

24 saat yetmiyor artık!

Bize verilen en değerli nimetlerden biri de “zaman“. Ama bu aralar zamanla aram pek iyi değil. Neden bilmiyorum planladığım şeyleri zamanında yapamıyorum. Oysa planlı biriyimdir ama o kadar plan yaptığım halde yapmam gerekenleri yoğunluk yüzünden yetiştiremiyorum artık. Yaşlandım elim ayağım tutmuyor mu acaba diyeceğim ama daha 21 yaşındayım.

Bir yerde göremediğim bir sorun var sanırım. Ama bu böyle devam etmez. Olağanüstü hal ilan ediyorum yarından itibaren. Malum yarın pazartesi. Haftanın ilk günü. Yarından itibaren yapılacaklar listesi oluşturup her işe bir tarih ataması yapmayı düşünüyorum. Zamanında yapılmayan iş daha sonra başımı çokça ağrıttığı için atalarımızında dediği gibi bugünün işini yarına bırakmayacağım artık.

Ne zamandır film izlemiyordum bu akşam wall-e ‘yi izleyeceğim. Unutmadan söyleyeyim imdb de 8.7 alarak en iyi filmler sıralamasında 33. sıraya yerleşti. Sıradan bir animasyon filmi işte demeyin. İlk fırsatta izleyin. Güzel kafiye oldu gerçekten :)

Dip not: Tüm öğretmenlerimizin öğretmenler gününü kutlarım.

1 dakikalık okuma

Bu insanlar çıldırmış olmalı!

Herkeste bir telaş, bir koşuşturma. Herkes birşeylerin peşinde sürükleniyor. Toplum yıpranmış, şehir eski tadında değil. İnsanlar değişti. Düşünceler değişti. Ne oluyor bize anlamıyorum.

Otobüse bindiğimde insanların yüzünde yaşama sevinci kalmadığını gördükçe üzülüyorum. Herkes bıkmış gibi hayattan ya da ben öyle görmek istediğim için mi bu anlamı çıkartıyorum her seferinde. Birbirimize karşı ilişkilerimizde çok soğuğuz. Sürekli bir tedirginlik içinde her an birşey olacakmış gibi diken üzerindeyiz. Herkes bize yabancı gibi.

Bizleri bu hale getiren, vurdum duymaz, umursamız davranışlarımızın altında yatan sebep nedir kimbilir. Belkide içimizde bastırdığımız gerçek kimliğimizi göstermediğimiz duygular mı harekete geçiyor yavaş yavaş. Toplum olarak bir değişim içinde olmamız birbirimizden çabuk etkilenmemizde önemli rol oynuyor olması mı bunların nedeni yoksa.

Anlayamıyorum artık. Çözemiyorum birçok şeyi. Ya ben çok fazla düşünüyorum ya da diğer insanlar çok az düşünüyor. Tedirginim bu sıralar. Hayattan beklentilerim fazla ama dışarda ki insanlar beni korkutuyor.

1 dakikalık okuma

Anlam veremediklerim – 3

Başlığı görüp “ilyas sende abarttın iyice” diyenler mutlaka çıkacaktır ama bunlara rağmen ben yinede yazacağım. Yazdıklarıma anlam veremiyor olmam benim suçum değil, diğer insanların suçu (savunma mekanizması). Birisi çıkıp üşenmeden  tüm yazdıklarıma tek tek anlam veriyormuş ne komik olurdu ama :) Neyse… Lafı fazla uzatmadan serinin önce ki yazılarına buradan ve şuradan ulaşabilirsiniz. İşte anlam veremediklerime yeni eklenenler:

  • Avea‘dan 9333 aradığımda hiçbir tuşa basmadan beklediğim halde yanlış giriş yaptınız demesine
  • Yere düşen birşeyin ilk bakışta bulamayacağımız yere düşmesine
  • Büyüdüğün zaman ne olacaksın sorusuna
  • Sokakta yürürken üstüme doğru yürüyen insanlara
  • Kadınların ikide bir çantalarından aynayı çıkarıp bakmalarına
  • İETT otobüslerinde boş yer olmadığını gördüğü halde otobüse yolcu alan şoförlere
  • Dilencilik yapanların ellerinde gezdirdikleri hastalık raporuna
  • Asansöre binerken içerdekine bir merhaba bile demeyen insanlara

Anlam Veremiyorum!

1 dakikalık okuma

Anlam veremediklerim – 2

Anlam veremediklerim yazı dizisine devam ediyorum. Neden devam ediyorum çünkü her geçen gün anlam veremediklerim artıyor. İlk yazımı beğenen hatta beğenmekle yetinmeyip benimde anlam veremediğim şeyler var deyip yorum yazanlara teşekkür ediyorum. Dilerseniz anlam veremediğim şeylere yenilerini ekleyelim.

  • Var mısın yok musun yarışmasında kutuyu açmadan önce bismillahirrahmanirrahim denmesi
  • Kaybolan birşeyi ararken baktığımız yere daha sonra tekrardan bakmamıza
  • ATM den para çektikten sonra parasını sayanlara
  • Kirli arabaların camlarına yazılan “beni yıka” yazısına
  • Korna çaldığında trafiğin hızlanacağını sanan insanlara
  • Liseye giden kızların el ele tutup dolaşmalarına
  • İngilizce bilmeyenlerin yabancılarla konuşmaya çalışırken Türkçe kelimeleri bağırarak söylemelerine
  • Maç sonrası TV de saatlerce süren tartışma programlarına
  • Farklı birşeye sahip olduğunda insanların sana öküze bakar gibi bakması
  • Doktorların yazısını neden okuyamıyoruz? Sorusuna verilen cevaplara

Anlam veremiyorum!

1 dakikalık okuma

Anlam veremediklerim

Zaman zaman size de oluyordur çevrenizde olup biten bazı şeylere anlam veremediğiniz. Nedendir bilmiyorum ama bende çok oluyor. Belkide iyi bir gözlemciyimdir, kim bilir :) Artık bu anlam veremediğim şeyleri yazmaya karar verdim. Belki aranızdan birileri bunlara anlam verirde bende farklı düşünceler içine girerim. Sözü fazla uzatmadan anlam veremediklerim yazı dizisine ilk başlangıcımı yapmak istiyorum.

  • Otobüste yaşlılara yer verirken otur otur evladım ben şurada ineceğim deyip biz kalktıktan sonra yerimize oturan insanlara.
  • Kafasına bir kutu jöle sürüp giydiği gömleğin düğmelerini  göbeğine kadar açan sözüm ona kendini yakışıklı sanan erkeklere
  • Para bozdurmak için girdiğimiz dükkanda bozuk para olduğunu gördüğümüz halde bozuk yok yanınıtı veren kişilere
  • Yayalar için yeşil ışık yandığı halde koşarak karşıya geçmeye çalışanlara
  • Otobüste iki yaşlı kadının konuşmaya başlamasından sonra soy ağacına kadar inen sorulara
  • Sinema da komik bir sahne olduğunda herkesin gülüp sustundan sonra gülmeye başlayan insanlara
  • Kart vizit üzerine hotmail, yahoo gibi mail adreslerini yazanlara
  • Ceza kesen trafik polisinin sürücüyü dinlemeden gülerek yanından uzaklaşmasına
  • Sigara içerken sigarayı farklı tutmaya çalışan insanlara
  • Bir ortamda bulunan iki kadının birbirlerini pür dikkat süzmesine

Anlam veremiyorum!

2 dakikalık okuma

Yalnızlığa Alışmalı..

Bavulları hep toplu durmalı insanın…
Bir gün telefonların hiç çalmayabileceği hesaplanmalı…
Tül perde arkasından misafir yolu gözlemekten vaz geçmeli…
İhanetlere, terkedilmelere, bir başına bırakılmalara hazırlıklı olmalı…
Yalnızlığa alışmalı…
Çünkü “omuz omuza” günlerin vakti geçti.
Dayanışma… günümüz borsasının değer kaybeden hisse senet lerinden biri artık…
Bireyin keşif çağı, geride kı rık dökük yalnızlıklar bıraktı.
Terörün bile bireyselleştiği çağdayız. Zaman, birlikten kuvvet doğurma zamanı değil; zaman, tek başına dimdik ayakta kalabilmeyi becerme zamanıdır.
İşte o yüzden alışmalı yalnız lığa…
Sokaklar dolusu ıssızlıkla başbaşa yaşamayı göze almalı insan…
Güvendiği dağlardaki karlara bakıp ders çıkarmalı…
Hüzünlü bir şarkıyla paylaşı lan gecelerde başım dayayacak bir omuz arama huylarından vazgeçmeli…
Sofrada tek tabağa, tabakta az yemeğe alışmalı…
Romanlardan yalnızlığı yücelten paragraflar asmalı evin en görünür duvarlarına…
“Yalnızlık paylaşılmaz/ Paylaşmılsa yalnızlık olmaz” dizeleriyle başlamalı güne…
Telesekretere “şu anda size cevap verebilecek kim se yok” denmeli, “… belki de hiçbir zaman olmaya cak…”
Cevapsızlığa, sessizliğe ısınmalı…
Oysa sessizlik haksızlığa alkıştır.
Haklılığın onuru yaşatır insanı… Susmanın utancı öldürür.
O yüzden en sessiz gecelerde ”doğruydu, yaptım”la teselli bulmalı insan…
Feryada komşuların yetişmemesine, soğuk duvar diplerinde sessizce ağlaşmaya alışmalı… Kendiyle he saplaşmaya çalışmalı…
Gece yastıkla ağlaşmaya, sabah aynayla gülüşmeye, kendiyle hüzünlenip, kendiyle keyiflenmeye hazır ol malı…
Hep başını alıp gidebilecek kadar cesur, ama hep kalıp savaşacakmış kadar gözüpek olabilmeli…
Sessizliği, sese dönüştürebilmeli…
Ve sırt çantasını her daim hazır tutmalı insan…
Yollarla barışmalı…
Yalnızlığa alışmalı…
Can Dündar
2 dakikalık okuma

Bayramda bitiyor… Sırada ki?

11 ayın sultanı Ramazan‘ı geride bıraktık. Bayram geldi geçiyor. Ne bu hız yahu. Hep söylenir “nerede o eski bayramlar” diye ama sanırım gerçek şu ki gelişen ve hızla değişen dünyanın etkileri hayatımızı bazen olumlu bazen olumsuz etkileyebiliyor. Bu bayramda aileden uzak olmak içimde küçük bir hüzün oluştursa da yine de güzel şeyler düşünmeye çalışıyorum.

Nette ki gelişmeleri biraz ihmal ettim sanırım. Okunmamış RSS bağlantılarına baktım da az önce yaklasık 600 tane okunmamıs yazı beni bekliyor :) Hazır bayram tatilindeyken şu okunmamış yazılara da göz gezdirip önemli bağlantıları sizlerle de paylaşmayı düşünüyorum.

Havalarla ilgili bir kaç cümle yazmadan geçemeyeceğim. 1 hafta öncesine kadar t-shirt ile dolaşıyordum şimdi kazakları çıkardım dolaptan. Soğuğu fazla sevmiyorum, belki de sıcak kanlı olduğumdandır :)

Mutlaka göz atmanız gereken bir kaç bağlantı vermek istiyorum..

Ortaya karışık linkler (24-29 eylül)

1 dakikalık okuma

Yoğunluk!

Merhaba arkadaşlar,

Bu aralar iş hayatı yoğunluğu yüzünden yazmaya zaman bulamıyorum desem yalan olmaz herhalde. Bugün yazarım yarın yazarım derken, üşengeçlik artı ramazanın ağırlığı da bu hale getirdi beni :) Ama kafamda güzel şeyler var sizlerle paylaşacağım ilk fırsatta.. Ortaya karışık bir kaç link verelim şimdilik..

Ortaya karışık linkler (21-23 eylül)

Yeni yazılar
Eski yazılar