1 dakikalık okuma

Bir gün 48 saat olsa..

Vay be! Bir gün 48 saat olsa neler yapmazdım. Yetmiyor arkadaş 24 saat, yetmiyor artık! Hangi birini yapacağım yahu. İş mi, kurs mu, okul mu, sosyal hayat mı? Yoksa hiç biri mi. Oturup plan yapıyorum ilk bi kaç iyi güzel gidiyor sonra farkına varmadan plandan çıktığımı fark ediyorum. Ne biçim adamım ben ya : )

Kafamda güzel şeyler var ama uygulamaya koyamıyorum zaman olayı yüzünden. Birileri bana fikir verebilir mi? Sorun bende mi yoksa hayatta mı? Bugün uzun yazmaya hiç halim yok. Bundan sonra kısa kısa yazılar gireceğim bloğa. Google amca uyardı öldün mü kaldın mı ilyas diye : )

Bir gün 48 saat olsa..

Aranızda halen Benjamin Button’ın Tuhaf Hikayesi (The Curious Case of Benjamin Button) ve oscara doymayan Milyoner (Slumdog Millionaire) izlemeyen var mı? Ben izlemedim daha diyeniniz varsa gidin izleyin. Mutlaka size de bir çok şey katacaktır. Mahsun Kırmızıgül’ün güneşi gördüm filmide ağızlarda çok dolaşmaya başladı. Daha ilk filmini izlemedim. Ne yapayım sevmiyorum bu tarz filmleri. Ama izlemek lazım aslında. Herneyse neden en dip not sinema ile alakalı oldu anlamadım ama bu sefer böyle olsun bakalım.

Üstte ki resmi neden koyduysam artık : )

2 dakikalık okuma

Tam bir rezalet!

Daha önce duyurusunu yaptığım Google adwords semineri için perşembe günü (bugün) saat 11.00 ‘de yayının yapılacağını Btnet.com.tr sitesine girdim. Gayet doğal bir şekilde semineri izlemek için üyelik girişi yaptım. Ancak aktivasyon mailinin ulaşmadığını görünce yeni bir üyelik açtım ve aktivasyon maili geldi. Btnet sitesine giriş yaptım izlemek için anasayfada ki butona bastığımda sayfanın Semineryeri.com ‘a yönlendiğini gördüm. Aa ne güzel dedim seminerler için adamlar site yapmış. Sonrasında canlı yayın butonuna basıp google adwords ile ilgili semineri seçtim ve “Bu yayına giriş için yetkiniz bulunmamaktadır.” gibi komik bir mesajla karşılaştım. Neyse vardır bir bildikleri diyerek semineryeri.com’a telefonla ulastım. Telefonu açan arkadaşa durumu güzelce izah ettim kayıt olurken girmiş olduğum mail adresini istedi, verdim. Yetkinizi düzenlemek için durumu ilgili arkadaşlara ileteceğim dedi. (bütün üyeler için bu yapıldı mı acaba? ) Saat 11.05 civarıydı yanlış hatırlamıyorsam. Aradan bayağı bir zaman geçti tekrar deneyeyim dedim sorun halen devam ediyordu. Eee seminer bitti kardeşim ne verilmez yetkiymiş!

Velasılı kelam seminer bitti ve ben yetki yüzünden semineri izleyemedim.

Bitmedi!

Seminerin BTnet.com.tr ile Semineryeri.com arasında ortak bir yayın olduğunu öğrendim. İyi güzel sorun bu değil. Asıl sorun Google gibi profesyonel bir şirketin online seminer için seçmiş olduğu site/firma nın alt yapısı. Belkide alt yapı gerçekten sağlam ancak ben canlı yayını küçük bir izin yüzünden izleyemiyorsam bu durumda benim için alt yapının pekte bir önemi olmaz.

Açıkcası çok üzüldüm hem semineri kaçırdığıma hemde böyle bir tatsız olay yaşandığına.

Profesyonellik bu olmamalıydı.

1 dakikalık okuma

Anlam veremediklerim – 5

David sıkıştığı odadan kurtulabilecek mi, max yediği kurşunun etkisiyle yığıldığı yerden kalkabilecek mi, tom kız arkadaşını para için öldürecek mi? Merak ettiğiniz herşey bu bölümde :)  Şaka bir yana seri aldı başını gidiyor. 1234 derken anlam veremediklerim 5. bölüme gelmiş. İyi etmiş ya devam etsin böyle güzel gidiyor diyenlerin seslerini duyar gibiyim. Ben inanılmaz bir haz duyuyorum bunları tespit edip yazarken. Neyse sözü fazla uzatmadan aramıza katılan yeni afacanlara bırakalım sözü:

  • Kağıt üzerine çay, kahve döküldüğünde kağıdın kendinden geçmesine.
  • Dolmuşta telefonla konuşulanlara ters ters bakan insanlara.
  • Gizli numaradan arayıp beni tanıdın mı diye soranlara.
  • Tavuk döner alırken tavugu bol olsun diyenlere.
  • Mağazaların camının önünden geçerken nasıl göründüğüne bakan kadınlara.
  • Herhangi bir soruya olumsuz yanıt alıp neden diye sorduğumda nedeni yok cevabını veren kızlara.
  • Birisine bakarken acaba bana mı bakıyor diye onun da bana bakmasına
  • Ev telefonlarının ikinci kez çalınmasından sonra açılmasına

Anlam Veremiyorum!

1 dakikalık okuma

ilyas yaşıyor musun?

Maalesef yaşıyorum :) ama yoğunluk yüzünden blog’a yazı yazamıyorum. Hafta içi iş, hafta sonu kurs derken hiç fırsat bulamıyorum. Zaten iş hayatı beni iyice robotlaştırdı. Kendimi robot olarak hissetmeye başladım iyiden iyiye. Farklı heyecanlar istiyorum ama uzun vadede bu imkansız gibi.

Havalar ciddi anlamda soğudu ya. İşe giderken giydiklerimin sayısı artınca bunu daha iyi anladım. Kışı hiç sevmiyorum ne yalan söyleyeyim. Her mevsimin tadı farklı ama kışın eziyeti fazla. Terleyeyim ama üşümeyeyim mantığını savunanlardanım sanırım :) Yaz gibisi var mı ya.

Recep ivedik – 2 geliyormuş. Filmi izlerken içinizde ki ayıyı özgür bırakın öyle izleyin, ben birincisinde öyle yaptım daha bi zevkli geldi film :)

1 dakikalık okuma

Seviyorum

Nereden buluyorum böyle ilginç şeyleri bende bilmiyorum ama hayatı sorgulayarak yaşamak gerçekten çok hoşuma gidiyor. Kendimi, çevremde ki insanları, doğayı, herşeyi. İnanılmaz bir haz duyuyorum, ” kendimce ” yaptığım her keşifte. Bu keşifler arasında yeni fark ettiğim birşeyi gördüm kendimde. Meğer ben ne çok şeyi seviyormuşum! Üşenmedim yaklaşık 2 hafta boyunca ben neleri seviyorum diye düşündüm. Düşündükçe de not aldım ve şimdi sizlerle de paylaşmak istiyorum.Tabi ki hepsini bi anda paylaşmayacağım, yavaş yavaş sindire sindire :)

Yahu ilyas işin gücün yok mu nelerle uğraşıyorsun diyebilirsiniz ama hayattan tad aldığım noktalar üzerinde zıplamak çok hoşuma gidiyor. Dilerseniz lafı fazla uzatmadan “seviyorum” dediklerimi sizinle de paylaşayım.

  • Mecaz cümleleri gerçek anlamıyla düşünmeyi
  • Yüksek bir yerden tükürdükten sonra tükürüğü yere düşene kadar izlemeyi (Aman Allah’ım!)
  • Su sesinden melodi çıkartmayı
  • Otobüs içinde dur butonuna defalarca basmayı
  • Camı buhulayıp yazı yazmayı
  • Başkası bilgisayar kullanırken onu izlemeyi
  • Parmaklarımı prinç ya da kurufasülye tanecikleriyle dolu çuvalın içine sokmayı
  • Otobüste boş koltuk olduğu halde ayakta gitmeyi
  • Asansöre bindiğimde ineceğim kata geldiğimde hissettiğim o duyguyu

Seviyorum!

4 dakikalık okuma

Paypal kullananlar dikkat!

paypal logo

Küçük bir detayı unutmak insanın başına neler açıyormuş meğer. Başımdan geçen bir olayı sizile de paylaşmak istiyorum. 27 kasım 2008 ‘den bugüne uğraşıyordum sorunu çözebilmek için. Neyse ki bugün sorun çözüldü(vay be 19gün geçmiş!). 2 tane rapidshare premium hesap alacaktım paypal ile. Ama paypal hesabıma bağlı kredi kartımın limiti dolduğu için başka bir paypal hesabı açayım dedim. Herşey iyi güzel. Hesabımı açtım rapidshare ‘dan premium üyelikleri de aldım girdim baktım giriyor herhangi bir sorun yok. Rapidshare hesaplarını isteyen arkadaşlarıma verdim.

30dk sonra bir arkadaşım telefon açtı ilyas hesaba ulaşamıyorum rapidshare dolandırıcılık tespit ettiği için hesaplara erişimi engelledi dedi. Bende şaşkın şaşkın gerçekten öyle mi diye kontrol edeyim dedim iki hesapta ta aynı sorun olduğunu görünce şaşırdım. Sonra nerede hata yaptım diye düşünürken…

1 dakikalık okuma

Uyumak istiyorum artık!

Merhaba arkadaşlar,

İşe girdiğim günden beri hafta içi 7.30 da kalmak zorunda kalmam beni pek uykusuz bırakmıyordu. Nasıl olsa hafta sonu öğleye kadar uyuyordum. Ta ki hafta sonu da kurs başlayana kadar. Hafta içi iş hafta sonu kurs derken bi baktım her gün 7.30 da kalkıyor muşum. Eee nerde benim uykum? Ben alışkın değilim böyle erken kalkmaya desem de hayatın acımasızlığını bir kez daha görüyorum burada. Yaklaşık 1 yıl bana uyku yok öyle görünüyor. Belki ara sıra tatil olur bi kaç kaçamak yapabilirim.

Bu arada pazar günü Rize’ye gidiyorum. Uçakla gideyim dedim 1,5 ay önceden bakmama rağmen uçak biletleri almış başını gitmiş. Haliyle 18 saat otobüs yolculuğu (aman Allah’ım!) beni bekliyor. Neyse ki kocaman bir hafta netten uzak kalmayı doğayla bütünleşip kuşlarla, böceklerle ilgilenmeyi düşünüyorum. :)

Unutmadan paypal kullananlara uyarım var: paypal göründüğü kadar mahsum değil. Parayı çektiği halde kasım’ın 27’sinden beri rapidshare premium hesabını açtırmak için uğraşıyorum. Adamlar artık ooo ilyas bey’den yine mail gelmiş diyorlar mıdır acaba :)

Patron yamacıma doğru yaklaşıyor açık olan siteleri kapatmam lazım. Söz bi sonra ki yazım teknik yazı olacak. Üşengeçlik sardı beni iyice bu aralar.

1 dakikalık okuma

Anlam veremediklerim – 4

Başlığı yazarken güldüm neden çünkü baktımda yazı dizisi 4. seriye kadar ulaşmış. Vay canına! Ne çok anlam veremediğim şey varmış :) Fark ettimde yazdıklarıma aslında anlam verebiliyormuşum ama çok manasız ve mantıksız anlamlar oluyormuş. O yüzden anlam veremediklerim diye devam edeyim ben en iyisi. Seriye yeni katılan afacanlara geçmeden önce bunları okumanızı tavsiye ederim [ 1] [ 2 ] [ 3 ]

  • Küçük çocuklara sorulan anneni mi daha çok seviyorsun babanı mı sorusuna
  • Doğru düzgün geliri olmayan insanların ceplerinde son model telefon taşımalarına
  • Dükkandan içeri girer girmez sülük gibi yapışan hoşgeldiniz nasıl yardımcı olabilirim sorusuna
  • Kitap okurken müzik dinleyen insanlara
  • İki arabanın trafiğin ortasında durup camdan konuşmalarına
  • Kadınların cep telefonlarının arka plan resmine kendi resimlerini koymalarına
  • Limon sıkarken çekirdeğin hiç ummadığım anda çıkmasına
  • Otobüs içinde öpüşen sevgililere
  • Yediği dönerle içtiği ayranı aynı anda bitirmeye çalışan insanlara
  • Bankalarda benden sonra sıra alan kişilerin benden önce işlem yaptırmasına
  • Arabaların tümseğe yaklaştıklarında arabayı tümseğin soluna ya da sağına doğru sürmelerine

Anlam veremiyorum!

Yeni yazılar
Eski yazılar