Bebek yapıyor olsak!
Bir arkadaşımın bana ulaştırdığı güzel bir yazıyı paylaşmak istedim.
Ortada bir bebek vardır ve üretilmesi gerekiyordur. ..
9 kadının, 1 bebegi 1 ayda doğurabilecegini söyleyen kişiye PROJE MÜDÜRÜ denir.
1 kadının, 1 ayda, 9 bebek doğurabilecegini söyleyen kişiye PLANLAMA MÜDÜRÜ denir.
1 bebegin, 18 ayda ancak doğacagını söyleyen kişiye YAZILIMCI denir.
Dünyada hiç kadın ve erkek kalmasa o bebegin kendini doğurabilecegini söyleyen kişiye PAZARLAMA MÜDÜRÜ denir.
1 kadından, 1 bebeği, 1 ayda doğurmasını bekleyen kişiye GENEL MÜDÜR denir.
1 ayda,dokuz doğuran kişiye TASARIMCI veya METİN YAZARI denir.
Bebek falan istemediğini söyleyen kişiye ise MÜŞTERİ denir.
bilmiyorum sadece bana mı oluyor
bilmiyorum sadece bana mı oluyor bu yoksa zaman zaman herkese olan birşey mi.. herşey aynı.. değişen sadece zaman.. sıkılıyorum, bunalıyorum, nefes alamıyorum ama değişen hiç birşey olmuyor.. herşey eskisi gibi halen.. birşeyleri düzene koymak için çabalıyorum ama olmuyor bi noktadan sonra gücüm bitiyor.. bazen bana destek olacak insanlar arıyorum yanımda ama gerektiğinde onları bulamıyorum.. ben bu durumdan sıkıldım.. sahip olduğum değerlerin kıymetini mi bilmiyorum yoksa.. sorun mu bu yani.. nedir yani sorun ne.. neden böyle bir ruh hali içindeyim.. neden.. sürekli devam edecek mi bu.. ne yapmam gerekiyor.. hayat dedikleri olgu mu bu mu yoksa.. bilmiyorum.. kafam çok karışık.. eksik olan birşeyler var.. bazen herşeyi bırakıp hiçbirşey yapmamak istiyorum.. günlerce, aylarca, yıllarca uyumak istiyorum.. öylece bi köşeye çekilip insanlardan uzak kendimle baş başa kalmak istiyorum.. sadece kendimi dinlemek istiyorum.. hayal etmek istiyorum.. onlarca hayal.. iyi kötü ne varsa.. hayatımda farklı tatlar istiyorum.. monoton bir hayatın bir parçası olmak istemiyorum.. boğuldum iyice.. bunları neden yazıyorum bilmiyorum ama yazdıkça rahatladığımı fark ettiğim için yazıyorum sanırım.. nasıl bir ruh hali içindeyim ben.. herşeyin giderek daha kötü olacağını düşündükçe alt üst oluyorum.. gelecekle ilgili kaygılar.. sorunlar.. mutsuzluk.. üzüntü.. ve son…
Melekler ve şeytanlar
Cuma günü sinemadaydım. Sayfalarını büyük bir heyecanla çevirdiğim melekler ve şeytanlar (angels & demons) kitabının sinemaya uyarlanmış hali gösterimdeydi. Da vinci şifresi (the da vinci code) ‘nin de yazarı olan Dan Brown ‘un eserinden sinemaya uyarlanan bu ikinci filmi izlemeye değer gerçekten. Sürükleyici bir konu, esrarengiz ve tarihi olaylar, komplo teorilerini sevenlerin daha çok hoşlanacağı bir film: Melekler ve şeytanlar.

Da vinci şifresinde de yaşadığım o hayal kırıklığını melekler ve şeytanlar filminde de yaşadım. Neden bilmiyorum kitaptan sinemaya uyarlanan filmler kitapta ki o tadı vermiyor. Belki de sinema süresinin kısıtlı olması, mekan ve oyuncu seçimleri bu unsuru etkiliyordur. Özellikle filmin sonunda ki vay canına adam çok kurnazmış dediğiniz sahneleri kitapta okurken sayfaları nasıl çevirdiğinizi bile anlamıyorsunuz. Ama sinema da bir eksikliğin olduğunu fark ediyorsunuz. Diyeceğim şu ki; kitaptan sinemaya uyarlanan filmlerin kitabı okurken verdiği o heyecan ve tad tam anlamıyla yok.
Facebook Oyunları
Oyun derken bildiğimiz oyundan bahsetmiyorum. ‘Gel sana bir oyun yapayım’ olan oyundan bahsediyorum. Bir nevi hokkabazlık yani. Facebook‘da çeşitli klavye ve mouse hareketleriyle hoş şeyler ortaya çıkabiliyor. İşte bunlardan bir tanesi.
1. Facebook hesabınızı açın.
2. Klavyenizdeki yukarı tuşuna 2 kere basın.
3. Klavyenizdeki aşağı tuşuna 2 kere basın.
4. Sol tuşuna, sağ tuşuna ardından bir kez daha sol tuşuna ve sağ tuşuna basın.
5. b tuşuna, ardından a tuşuna ve ‘Enter’ tuşuna basın.
6. Mouse’unuzla Facebook ekranında herhangi bir yere tıklayın.
Facebook ekranında değişik atraksiyonlar göreceksiniz.
Bugün benim doğum günüm!
Yıllar ne cabuk geçiyor değil mi? 22 yaşıma girdim. İnsan düşününce bi garip oluyor. 22 senedir dünyadasın ve onca olan bitenler aklına geldikçe bi garip oluyorsun. Acısıyla tatlısıyla 22 sene geride kaldı. Yaş ilerledikçe kişinin kendisine olan sorumluluğunun dışında ailesine, akrabalarına, dostlarına, çevresindekilere olan sorumluluğu da ister istemez artıyor. Bunun farkına varmak güzel ama.

“Yeter ilyas bu kadar felsefe yaptığın ne biçim adamsın olm sen hayatın felsefe olmuş.” Bu tür cümleleri etrafımda ki insanlardan çokça duyuyorum o yüzden yazmadan edemedim. Umarım güzel bir gün, gelecek ve hayat beni bekliyordur.
Web Teknolojileri Günü
Bilişim sektörünün öncü isimleri yine sahnede: Ceturk.com ve Ceviz.net. 9 Mayıs cumartesi günü Boğaziçi Üniversitesi ‘nde harika bir web teknolojileri günü bizleri bekliyor. Nelerden bahsedilecek diye bakacak olursak: PHP, MVC, ColdFusion, Eclipse PDT, CVS, PHP Debugging, ASP.NET 3.5, JSF gibi birbirinden faydalı konular ele alınacak.

Ajanda, konuşmacılar ve aktivide hakkında detaylı bilgiler verelim..
Felaket senaryoları
Çılgın şeyler düşünmek hoşuma gidiyor. Bilmiyorum ama normal şeylerin dışında şeyler hayal etmek, eğer olursa sonrasın da neler yaparım diye düşünmek inanılmaz haz veriyor bana. Yine günlerden bir gün işten eve giderken bu tür düşüncelerle boğuşuyordum. Neler mi bunlar? Durun bir kaçtanesi sizinle de paylaşayım.

Metroya binerken normalde eğer kapının kapanmasını engelleyecek bir durum oluşursa kapı yeniden açılır ve sonra tekrar kapanmayı dener. Ama benim düşünce sistemim de bu yok tabii. Kapı acılıyor binenler biniyor tam kapanırken birisi binmeye calısıyor ama kapı kapanmaya calıstıgı için binemiyor ve orada kapı o kişiyi iki parçaya bölüyor. Her taraf kan revan. Ama bu olay o kadar normal karşılanıyor ki çevrede ki hiç kimse anormal bir durum gibi karşılamıyor.
Kıvrak zeka ürünü bir soru
Başta ufak tefek hatalar yapsamda çözdüm. Sıra sizde. Ama sabırlı olun, detayları ihmal etmeyin. İşte soru:
- bir otobüste 7 çocuk var
- her çocuğun 7 sırtçantası var
- her sırt çantasında 7 büyük kedi var
- her büyük kedinin 7 küçük kedisi var
- her kedinin 4 ayagı var.
SORU: Otobüste kaç ayak bulunmaktadır?
Cevabı burada. Excel dosyasını indirdikten sonra doğru cevabı girerseniz dosya acılacaktır ve çözümü karşınıza gelecektir. Yan tarafta ki çözenler listesine adınızı ekleyip arkadaşlarınıza göndererek onların çıldırışına şahit olabilirsiniz : )
Fotoğraf yarışması: Değerli olan nedir?
HSBC ‘nin ilk kez 2007 de fotoğraf evi ile birlikte düzenlediği fotoğraf yarışmasının bu sene ki konusu: Değerli olan nedir? Konu gerçekten güzel ve çok farklı kareler yakalamaya müsait. Yarışmacılardan istenen ise yakaladıkları karede bu sorunun cevabını en farklı şekilde hissettirmek.

Yarışma jürisinde Ara Güler, Sabit Kalfagil (Marmara Üni.), Kamil Fırat (Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üni.), Cengiz Karlıova, Cem Erciyes (Radikal Gazetesi), Mehmet Günyeli, Kutup Dalgakıran (Sabah Gazetesi), Hasan Şenyüksel (Fotografevi) ve Ömer Kayalıoğlu (HSBC) yer almakta.
Yarışmanın son katılım tarihi 7 Eylül 2009. 16 Eylül 2009’daki Jüri toplantısında belirlenecek ilk 10 finalistin ardından 15 Ekim 2009’da Fotoğrafevi’nin İstanbul’daki merkez ofisinde düzenlenen ödül töreniyle yarışma birincisi açıklanacak. Yarışma birincisi 15.000TL ve ilk dokuzda yer alan eser sahipleri de 1000’er TL ödüle layık görülecekler.

Detaylı bilgi ve başvuru formuna buradan ulaşabilirsiniz.
Dip not: Öyle ahım şahım, profesyonel bir fotoğrafçı olmasamda böyle bir yarışmayı kaçıracağımı düşünmeyin. Bende varım : )
Fotoğraf: fotografevi.com











Son Yorumlar